Cuma, Haziran 30, 2006

bi' bonibon versem?

hala var mi bilmiyorum, biz kucukken "sipsevdi" sakizlari vardi. mavi ya da pembe ambalajli olur, icinden bir "ask.." tanimi cikardi. "love is.." diye ingilizcesi de yazilir, bir de bu tanima uygun sevimli bir resim olurdu. nemize gerekse bu tanimlari merakla, heyecanla okurduk. aklimda kalan bir sipsevdi ask tanimi "tek semsiye altinda beraber yurumektir" diyor. buna benzer bir tanimi da eksisozluk'te gordum ki cok hosuma gitti: "ilk önce onun burc yorumunu okumak"mis :)

bana kalirsa ask "yuzuk"tur. yuzuk deyip gecmeyin, icinde 'efendi'sinin ismi yazili, sihirli bir halka bu. ("evlenmeyeceksem asik olmayayim mi, asiksam illa evlenmem mi lazim canim ne munasebet, boyle
cagdisi fikirlerini kendine sakla!" diyenler olabilir, saygi duyariz.) 1999'da bir arkadasimda benzerinin kolyesini gorup "takim olsun" diye parmagimdan cikarip hediye ettigim yuzukten sonra bir daha takmadigim bu takiyi simdi yukaridaki tanim ekseninde dusundum de yeniden, kucuklugumuzde bonibon kapaginin altindan cikacak harfi merak etmek gibi bir sey bu :o)

3 Comments:

Anonymous Adsız said...

"Hazret-i Yâkub Aleyhisselâm'ın Yûsuf Aleyhisselâm'a karşı şedid ve parlak hissiyatı, muhabbet ve aşk değildir; belki şefkattir. Çünki şefkat, aşk ve muhabbetten çok keskin ve parlak ve ulvî ve nezihtir ve makam-ı nübüvvete lâyıktır. Fakat muhabbet ve aşk, mecazî mahbublara ve mahluklara karşı derece-i şiddette olsa, o makam-ı muallâ-yı nübüvvete lâyık düşmüyor. Demek Kur'an-ı Hakîm'in parlak bir i'caz ile, parlak bir surette gösterdiği ve ism-i Rahîm'in vusulüne vesile olan hissiyat-ı Yûkubiye, yüksek bir derece-i şefkattir. İsm-i Vedûd'a vesile-i vusul olan aşk ise; Züleyha'nın Yûsuf Aleyhisselâm'a karşı olan muhabbet mes'elesindedir. Demek Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan, Hazret-i Yâkub Aleyhisselâm'ın hissiyatını, ne derece Züleyha'nın hissiyatından yüksek göstermişse; şefkat dahi o derece aşktan daha yüksek görünüyor. "

Haziran 30, 2006 9:10 ÖÖ  
Blogger chihiro said...

hala var şıpsevdi sakızları. hatta saydıklarına ilaveten bir de elmalısı çıktı ama pek bi yerde bulunmuyor... hala içlerinden "aşk" tanımları çıkıyor. ne vardı mesela, aşk ayrı kaldığınız günleri saymaktır" .. bir bu aklımda kalmış. şirin şeylerdi.

Temmuz 01, 2006 10:03 ÖÖ  
Blogger NeLLy said...

bu yaziya ne zaman baksam gozum son cumledeki anlatim bozukluguna takiliyor, duzeltmeden kapatiyorum sonra.
elli kez yapmis olmaliyim bunu. vay canina.

Eylül 05, 2006 8:11 ÖS  

Yorum Gönder

<< Home